SÖYLEŞİ | 1 MAYIS

‘ŞEFİME BİR SÖZÜMÜZ VARDI’

Bu sektöre başladığım ilk yıllarda en çok neye şaşırmıştım biliyor musunuz? İşçi bayramlarına… İki kelimenin yan yana gelmesinden ne anlıyorsanız tam o aslında. ‘İşçinin bayram gibi geçirdiği bir gün.’Çocuk bayramı çocuğa, gençlik bayramı gence ne demekse işçi bayramı da işçiye o demek olmalıydı çünkü. Değildi işçi ne bayram yapıyordu, ne de öyle bir gün. Hatta çoğu kesimde tatil olan bu gün işçi için diğer günlerden farksız dahi değildi. İşçi çalışmaya devam ediyordu, mücadelesine, meşgalesine dün bıraktığı yerden devam ediyordu. İşçi belki hizmet için, belki para için, belki şartları gereği çalışmasına devam ediyordu.

En Büyük Emek

Hepimiz işçiyiz, hepimiz emekçiyiz elbette ama ben bedeni en yorgun lakin emeği en büyük olanları kutlamak istiyorum bugün en çok. Metroda tüneli kazanı, madende çalışanı, şantiyedeki demiri bağlayanı, atölyede kaynağı yapanı, çayı demleyeni, kazanı kaynatanı, harcı karanı, duvarı yapanı, iskelenin üstündekini, yerin altındakini ,nicelerini, ve sonra hepsini, herkesi, hepimizi kutlamak istiyorum. Projeler bizim değerlilerimizdir, düpedüz emeğimizdir. Tasarlaması, geliştirmesi, çizmesi, uygulaması çoğu zaman vaktimizin tamamını alır ve tüm aşamalarında aklımızın odaklı olduğu konuların başında gelir. Hayata geçsin, takdir görsün, layıkıyla tamamlansın; uygulansın değmeyin keyfimize. Maddi getirisinden ziyade verdiği o büyük mutluluk inanın önünüze dünyaları serseler başarma hissinin yanında boy ölçüşemez. Ama bu başarı hiç tek başına senin değildir, olmamalıdır, olamaz da. Bu başarı ekip işidir. Şantiyeler, atölyeler takım sporu gibidir, büyük opera gösterileri gibidir. Senkronizasyon, koordinasyon, ortak hedef olmazsa inanın başarı olmaz. Bu yüzden başarı yöneticilerindir,mimarındır, tasarımcınındır, yapımcınındır, mühendisindir ama başarı en çok uygulayanındır, işçinindir. Alnının terini emeğine katanındır.

Mikro İş Programı

Çok disiplinli bir proje için teslim yapacağız. Hem bizim ekip var hem alt yüklenici ekipleri koordine bir şekilde çalışıyoruz ama tüm kalbimle söylüyorum ki gece-gündüz çalışıyoruz. Açılışa iki gün var ve sahadayız, kararlıyız ya açılış günü çıkacağız sahadan ya da açılışı yapamayacağız. Bizden başka çoğu kişi açılışın mümkün olamayacağını düşünüyor ama sıfır uyku; sıfır aksilik ucu ucuna mikro bir iş programı yaptık. Hata payı sıfır. Yöneticilerim, saha şeflerimiz, ustalarımız, işçilerimiz, hepimiz sahadayız ; tüm emekçiler inançla çalışıyoruz.İş gücü kadrosu için vardiya sistemi dahil bir, iki kişi bile eksilme şansımız yok. Ve son saatlere girdiğimiz sırada alt yüklenici ekiplerindeki işçilerinden birisine telefon geldi, uzun uzadıya konuştu. Olumsuz bir şey olacak ki geldiğinde gerekirse hiçbir ücret almayacağını ama çalışamayacağını söyledi. ‘Acil!’ dedi; ‘Önemli.’ dedi muhtemelen kendi şeflerinden kabul alamadı. Hakikaten de öyle gelen haber onla birlikte beş kişiyi de ilgilendiriyordu ve beraber gitmek istiyorlardı. Şantiyede kritik saatlerdi ama yapacak bir şey yoktu onlar için de kritik olmasa aylardır emekle çalışan bu değerli takım arkadaşlarımız bize bunu demezdi. Karar netti, gideceklerdi, son saatlerde yerine birileri bulunursa -ki uzmanlık gerektiren bir işti- bulunacaktı. Bulunamazsa bu iş kalem, yetişmeyecekti. Çok genç ve çalışkan arkadaşlardı. İşlerini içselleştirmişlerdi. ‘Yarı yolda bırakmak demeyin ama hayat meselesi gitmemiz gerek.’ dediler ve hızla gittiler.

Saat 02.00 suları idi. Sabah yeni ekip bakacak, kaldığımız yerden devam edecek ve bu iş kalemi özelinde açılışı mecburen erteleyecektik. Elimizdeki ekiple sadece farklı kalem işlere devam edebiliyorduk, uzmanlık gerektiren ve eksik kalan imalat kalemine iş gücü olarak giden altı kişinin yerine sadece iki kişiyi kaydırabilmiştik. Mikro iş programı çok net şekilde yetişmeyecek derken beklemediğimiz bir haber aldık. Giden arkadaşlar kendilerinin yerine kalan işe devam edecek arkadaşlarını, akrabalarını göndermişti. Sektörü tanıyanlar işçi gruplarının arasında aile bağı olmasının çok karşılaştığımız durumlardan biri olduğunu bilecektir. Yeni gelen grup için hemen prosedürde gereken işlemlerin yapılması için süreci tamamlamak üzere aksiyon aldık.

Sözümüz Söz

Geldiler, bitirdik. Açılış saatinden bir saat önce tamamlayıp bekledik kabul heyetini. Ve bu olaydan iki-üç hafta sonra yemekhanede denk geldik bizim emekçi arkadaşla. O lokasyonda beraber çalıştığımız mühendis arkadaşların bir kaçıyla şantiye yemekhanesinde öğle yemeği yiyorduk.Gelip sordu beni tanıdınız mı diye. Elbette tanıdık, emeğini de verdiğin sözüne karşı duruşu da nasıl unuturuz diyecek oldum da demedim; ‘Tanıdık elbette’ diyebildim. ‘Çok sağolun, o gün için hiç uygun olmadı yaptığımız ama babamız sizlere ömür şefim.’ dedi gözleri dolu dolu. ‘Beş kardeşiz, hepimiz bu işteyiz, gurbetçiyiz son vazifemizdi, yaptık ama sizi mahçup ettik.’ dedi. Hiç etmediniz. Bu durumda bile bizi düşünmeniz, iş telaşındayken bazen hayatı unutmamızla asıl sen bizi mahçup ettin demek isterdim, diyemedim.

‘İşimiz, ekmeğimiz önceliktir.’ dedi ve ‘Ama atamız sonuçta.’ diye ekledi ömrüm boyunca unutamayacağım ses tonuyla. Başın sağolsun gibi çok genel bir cümleyle yanıtlayabildik bizler de onu.

Öncelik her zaman sizsiniz, öncelik aileniz. Biz sağlıklı olalım, kararlı hareket edelim, nice işler yaparız birlikte diye konuştuk arkasından defalarca. İki yıl önceydi. Şimdi bizim ekipte, evlendi bir kızı var…

Hep önceliğimiz ekmeğimiz,

Hep önceliğimiz işimiz.

Günün kutlu olsun işçi kardeşim.

Günümüz kutlu olsun.

İyi ki işçiyiz. İyi ki işteyiz.

İyi ki sözümüz söz!

Daha fazlası