Stuttgart’ta hayata geçirdiğimiz bu villa projesi, bizim için bir iç mimari tasarımın hemen hemen tüm katmanlarını tek çatı altında buluşturan bir çalışma oldu. Sıcak bir salondan çatı katındaki ofise, yatak odasından çamaşır alanlarına kadar her mekân, aynı tasarım dilinin farklı bir cümlesi olarak kurgulandı.

Konseptin Gelişimi
Tasarımın omurgasını, evin tamamında süreklilik gösteren sakin bir zemin oluşturdu: doğal meşe yüzeyler, krem tonlarında sabit mobilyalar ve duvarlarda ritim duygusu yaratan dikey ahşap lameller. Sabit mobilyalarda kulpsuz, gola kanallı kapak sistemleri tercih edildi; böylece dolap yüzeyleri duvarın devamı gibi okunarak mekânlar görsel yükten arındırıldı. Giriş holünde bu yaklaşım en rafine halini aldı: tavana kadar yükselen gömme dolapların içine oyulan vestiyer nişi, lambri arkalıklı oturma bankı, ayna ve gizli LED şerit aydınlatmayla zenginleştirildi. Aydınlatma senaryosu evin genelinde üç katmanda kurgulandı; ankastre spotlar genel ışığı, ray üzerindeki yönlendirilebilir armatürler duvar ve sanat aydınlatmasını, sarkıt ve abajurlar ise mekânların duygusal tonunu üstlendi.

Salon: Evin Ağırlık Merkezi
Salon, projenin hem mekânsal hem de sosyal ağırlık merkezi olarak tasarlandı. Ev sahibinin renkli karakterini yansıtan renkli minder tercihleriyle mekana sıcaklık katıldı. Mekânın karakterini belirleyen ilk öge, yaşam alanının içinden geçen yüzer basamaklı merdiven oldu. Duvara ankastre çelik taşıyıcılara oturan meşe kaplama basamaklar, tavana kadar devam eden tek parça temperli cam korkulukla birleşerek merdiveni bir bariyer olmaktan çıkardı; kat aralarında ışığın ve bakışın kesintisiz akmasını sağladı. Oturma grubunda köşeli formlardan bilinçli olarak uzak durduk: modüler, yuvarlak hatlı kanepeler mekânın ortasında serbest bir ada oluştururken, üç yüzü camlı şömine hem salonu hem de pencere önündeki oturma bankını ısıtan bir odak noktası oldu. Pencere bankı, alçak depolama modüllerinin üzerine yerleştirilen minderlerle manzaraya açılan bir okuma köşesine dönüştü. Tavandaki ışıklıklar ve kat boşluğu, salona gün boyu değişen doğal bir ışık oyunu kazandırdı.

Çatı Katında Bir Ofis
Projenin bizim için en keyifli tasarım problemi, çatı katıydı. Müşterimiz evden çalışabileceği, aynı zamanda kitaplığını ve piyanosunu barındıracak bir alan hayal ediyordu. Eğimli çatı, çoğu projede bir kısıt olarak görülür; biz ise onu tasarımın ana karakterine dönüştürdük. Çatının üçgen geometrisini birebir takip eden kitaplık, mahya noktasına kadar yükselerek mekânın hem duvarı hem de kimliği haline geldi. Değişken yükseklikteki raf modülleri eğimin her santimetresini kullanırken, ray üzerinde hareket eden tekerlekli ahşap merdiven üst raflara erişimi sağladı. Kitaplığın alt bandında kesintisiz devam eden çalışma tezgâhı, hem depolama alanı hem de pencere önünde doğal ışık alan bir ofis alanına dönüştü. Şeffaf cam masa, odanın dış cephe mimarisiyle uyumlu, mekânın hafifliğini korumak için bilinçli bir tercihti. Ortadaki asma salıncak koltuk ise bu katın yalnızca çalışmak için değil, durup nefes almak için de var olduğunu hatırlatıyor.

Renklerin Dili: Müşterimizin Paleti
Müşterimizle yaptığımız ilk görüşmelerde ortaya çıkan en net beklenti, renkli ama yorucu olmayan bir ev fikriydi. Bu dengeyi kurmak için rengi zemine değil, vurgu noktalarına taşıdık. Giyinme odasında gömme dolaplar, gökyüzünü andıran tozlu bir maviyle kaplandı; aynı mavi, mutfak barındaki tabureler ve salondaki kırlentlerde tekrar ederek katlar arasında görünmez bir bağ kurdu. Sarı, yeşil, mavi, kırmızı, evin enerjisi oldu: yatak başındaki sarkıt aydınlatmalardan çatı katındaki çalışma koltuğuna kadar dozunda kullanıldı. Yemek alanında ise cesareti biraz daha artırdık; pudra pembesi, mavi, sarı ve grinin kadife yüzeylerde buluştuğu sandalyeler, duvardaki soyut pano ile birlikte evin en neşeli köşesini yarattı. Giriş holündeki tropik desenli oturma minderi gibi küçük dokunuşlar da bu paletin gündelik hayata karışan uzantıları oldu.

Bütünün Uyumu
Sonuçta ortaya çıkan ev, iki katmanın dengesi üzerine kurulu: sakinlik veren doğal bir zemin ve kişiliği yansıtan renkli vurgular. Müşterimizin karakteri evin her köşesinde kendini gösteriyor; ama hiçbir renk, hiçbir detay bir diğerini bastırmıyor.
FABRIKACO olarak bu projede bir kez daha gördük ki iyi tasarım, tasarımcının imzasından çok, içinde yaşayacak insanın hikâyesini ve hayallerini anlatıyor.
