TEKNİK | ŞANTİYENİN EN PAHALI KAYNAĞI: ZAMAN

Bir şantiyede zamanı gerçekten ne kaybettirir? Bir imalatın üç gün geç başlaması mı, malzemenin sahaya bir hafta geç gelmesi mi, yoksa aylar önce verilmemiş küçük bir karar mı? Meslek hayatında şantiyenin içinde oldukça şunu daha net görmeye başladım: Zaman yönetimi, işleri mümkün olduğunca hızlı yapmak değildir. Asıl mesele, hangi kararın ne zaman verilmesi gerektiğini bilmektir. Çünkü şantiyede zaman doğrusal ilerlemiyor. Bir mimari karar statik projeyi, elektromekanik tesisatı, satın almayı ve saha imalatını aynı anda etkileyebiliyor. Bugün cevaplanmayan küçük bir soru, iki ay sonra yüzlerce metrekarelik imalatın önünü kesebiliyor. Bu nedenle iyi yönetilen bir şantiyede yalnızca iş programını değil, aslında kararların programını da yönetiyoruz.

Kararı Yönetmek 

Şantiyelerde Primavera veya benzeri planlama araçlarıyla binlerce aktivite tanımlayabiliriz. Betonarme, cephe, ince işler, elektromekanik, test ve devreye alma süreçlerini birbirine bağlayabiliriz. Ancak programdaki bir aktivitenin başlayabilmesi için gerekli tasarım kararları tamamlanmamışsa, ekrandaki tarihlerin sahada çok fazla karşılığı kalmaz. Örneğin, bir istasyon tavanının imalat tarihini belirlemek kolaydır. Fakat tavanın kapanabilmesi için yangın tesisatı, sprinkler, aydınlatma, anons, kamera, yönlendirme, havalandırma ve erişim kapaklarının koordinasyonunun tamamlanmış olması gerekir. Mimari açıdan baktığımızda “asma tavan imalatı” olarak gördüğümüz tek satır, aslında onlarca disiplinin kararının kesiştiği son noktadır. Londra’daki Elizabeth Line gibi büyük altyapı projelerinde tasarım, sistem entegrasyonu ve test süreçlerinin ne kadar kritik olduğu görüldü. Türkiye’de de İstanbul Havalimanı, metro hatları veya büyük şehir hastaneleri gibi yüksek koordinasyon gerektiren projelerde aynı prensip geçerlidir. Bir mahalin tamamlanma tarihi yalnızca o mahalde çalışan ekibin hızına bağlı değildir. Bu yüzden zaman yönetiminde benim için ilk soru “Bu imalat ne zaman başlayacak?” değil, “Bu imalatın başlayabilmesi için hangi kararların ne zaman kapanması gerekiyor?” sorusudur.

İşin Önünü Açmak

Şantiyede çalışan bir ekibi izlediğimizde zaman kaybını çoğu zaman yavaş çalışan işçilikte ararız. Oysa büyük projelerde asıl kayıp çoğu zaman çalışırken değil, çalışamıyorken oluşur. Ekip sahadadır ama shop drawing onaylanmamıştır. Malzeme gelmiştir ama numune onayı alınmamıştır. Taş ustası hazırdır fakat mekanik şaft kapatılamamıştır. Tavan ekibi sahaya girmiştir ama MEP koordinasyonu tamamlanmadığı için ilerleyemez. Bu beklemelerin her biri küçük görünebilir. Fakat yüzlerce mahalde tekrarlandığında ciddi bir süre ve maliyet kaybı yaratır. Burada “workfront” yani ekibin gerçekten çalışabileceği hazır iş cephesi kavramı çok önemlidir. Bir ekibi sahaya sokmak, o ekibe iş cephesi açmak anlamına gelmez. Mahal tasarım, malzeme, altyapı ve önceki imalatlar açısından hazır değilse sahadaki insan sayısını artırmak işi hızlandırmak yerine karmaşayı büyütebilir. Toyota’nın üretim sisteminden inşaat sektörüne taşınan Lean Construction yaklaşımının önemli taraflarından biri de budur: İşin yalnızca yapılmasına değil, kesintisiz yapılabilir hale getirilmesine odaklanmak. Bazen şantiyeyi hızlandırmanın en iyi yolu sahaya daha fazla ekip sokmak değil, mevcut ekibin önündeki engelleri kaldırmaktır.

Planlamak ve Tasarlamak

Şantiyede en tehlikeli cümlelerden biri bana göre “Sahada çözeriz”dir. Elbette saha her zaman çözüm üretir. Zaten şantiyenin doğasında bu vardır. Ancak sahada çözülen her problem, çözülmesi gereken doğru yerde ve doğru zamanda çözülmüş problem değildir. Örneğin tip bir otel banyosunu düşünelim. Seramik aksları, vitrifiye yerleşimi, gömme rezervuar, ayna, armatür, süzgeç, tavan ve aydınlatma ilişkisini mock-up aşamasında çözmek birkaç gün veya bir hafta kaybettiriyor gibi görünebilir. Ancak 400 odalı bir otelde aynı hata 400 kez uygulanırsa artık küçük bir tasarım problemi değil, ciddi bir söküm ve yeniden imalat problemidir. Bu nedenle mock-up bana göre zaman kaybı değil, zaman satın alma yöntemidir. Frank Gehry’nin Guggenheim Bilbao’su gibi geometrik olarak karmaşık yapılarda dijital modelleme ve imalat koordinasyonunun önemi nasıl tasarımın uygulanabilirliğini artırdıysa, bugün BIM ve disiplinler arası koordinasyon da şantiyede benzer bir rol üstleniyor. Modelde çözdüğümüz bir çakışma birkaç saatimizi alabilir. Sahada çözdüğümüz aynı çakışma ise kırımı, yeniden imalatı, malzeme kaybını ve başka ekiplerin beklemesini beraberinde getirebilir. Bu yüzden bazen programı hızlandırmak için önce yavaşlamak gerekir.

İyi yönetilen bir şantiyeyi gezerken bunu hissedersiniz. Ortam mutlaka sessiz değildir; yüzlerce insan çalışıyor olabilir. Ama işlerin birbirinin üzerine binmediği, ekiplerin sürekli yer değiştirmediği, bitmiş imalatların tekrar açılmadığı bir düzen vardır. Ben buna “akan şantiye” demeyi seviyorum. Bir katta mekanik rough-in devam ederken diğer katta tavan kapanıyor, başka bir katta sabit mobilyalar monte ediliyor ve tamamlanan alanlar kontrollü biçimde test ve devreye almaya hazırlanıyorsa program yalnızca kağıt üzerinde değil, fiziksel olarak da çalışıyor demektir. Bunun için zonlama, mahal bazlı takip, kısa dönemli iş programları ve disiplinler arası günlük koordinasyon çok değerlidir. Özellikle metro, havalimanı gibi büyük ölçekli yapılarda binlerce aktiviteyi yalnızca genel master program üzerinden yönetmek yeterli olmaz. Üç haftalık veya altı haftalık ileri bakışlarla hangi mahalin gerçekten imalata hazır olduğunu görmek gerekir. Sonuçta şantiyede zaman yönetimi bana göre takvim yönetmekten çok belirsizliği yönetmektir. Bugün verilmesi gereken kararı yarına bırakmamak, yarın yapılacak imalatın önünü bugünden açmak ve bir problemi yüzlerce kez sahada çözmek yerine bir kez masada çözmek… Yıllar içinde şantiyede öğrendiğim en önemli şeylerden biri bu oldu: En hızlı ilerleyen proje, insanların en hızlı çalıştığı proje değildir. Kararların, bilginin ve imalatın birbirini beklemeden ilerleyebildiği projedir. Çünkü şantiyede kaybedilen zamanı geri getirmek çoğu zaman mümkün değildir. Ama doğru zamanda verilen bir karar, henüz kaybetmediğimiz haftaları bize kazandırabilir.

Dilerim şantiyenizde işleriniz hep yolunda ve zamanında gitsin.

Daha fazlası