SÖYLEŞİ | TASARIM DENKLEMİNDEKİ EŞİTLİK

Haksızlık Yapan Tasarımlar

Düşünsenize uzun süre düşünüp, hayal edip, üzerinde teknik ve işlevsel birçok parametreyi çözüp bir tasarım yapıyorsunuz. Elbette fonksiyonel olmasını, estetik olmasını hedefliyor ve çoğu zaman ekonomik bir şekilde çözüm arayışına giriyorsunuz. Bağlamından konseptine leke etüdünden fizibilitesine birçok süreç için adım adım ilerlemek zorunda kalıyorsunuz. Hakkımızı teslim etmem gerekirse zor bir iş. ‘Hadi bakalım sen mimarsın, benim de bir arsam var, yap o zaman bir ev!’ anlayışından tüm kalbimle yemin ederim ki çok uzak bir nokta olacak kadar zor bir iş. Elbette tasarlarken, ihtiyaç analizlerini kurgularken birçok değişken için çözümcül sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz ve günün sonunda hatta ayların sonunda bir ürün çıkıyor ortaya, belki bir proje, belki bir detay. Sadece tüm süreci geçen, tüm kaygılara yanıt veren ve o günün koşullarında imalata çıkan tek bir proje oluyor elinizde. Bu meşakkatli yolu sizinle yürüyen ve inşa edilen veya imalatı yapılan projenin HERKES için uygun olmadığını düşünsenize bir dakika için veya sadece belli bir zümreye hizmet edebildiğini diğer kesimi kullanımın dışında tutacak şekilde tasarlandığını düşünsenize. Hem üretilene, hem tasarlayana da en çok da kullanıcıya daha doğrusu kullanamayana haksızlık olmaz mıydı?

Herkes İçin Tasarım

Bu haksızlıkla anlatmak istediğim erişilebilir tasarım olmasının ötesinde evrensel bir tasarım olması esasında. Sadece engeli olan bireyler için değil , ‘HERKES’  için belli bir kaygı güderek tasarım sınırlarını belirlemekten bahsediyorum. Herkes kim diyecek olursanız, siz, ben, o, engeli olan, olmayan, genç veya yaşlı diye tasniflemeyen, farklı kültürlere ve geçmişe saygı duyabilecek tasarımlardan bahsediyorum.

Bu değil midir aslında tasarımcıyı tasarımcı yapan? Hayatlarımıza yön vermelerini; daha konforlu yaşantı sürebilmemiz için mekanlar/ ürünler tasarlamalarını; farklı akımlar, düşünceler gütseler bile ‘iyi’ olan üzerine prensip belirlemelerini beklemez miyiz?  Bu yüzden kapsayıcı proje dediğimiz aslında tam olarak tasarımın içerisindeki evrensel olma telaşıdır.

Evrensel tasarım herkesin, her zaman, her nesneye ve mekana erişim düşüncesidir. Kişi ayırt etmeden, sorunlara getirilen çözüm önerisidir.  Evrensel tasarım, inşa edilen bir yapının, imal edilen bir ürünün, tasarlanan yazılımın veya mekanın ; dünyadaki tüm insanların fizyolojik özelliklerine, yaşına, cinsiyetine, ırkına, boyuna, kilosuna, yetersizliğine, ekonomik ve eğitim düzeyine vb bakılmaksızın herkes için eşit kullanılabilir tasarlanması anlamına gelmektedir.

Ne Zaman Konuşuldu İlk Kez?

Amerikalı Mimar Ronald L. Mace tarafından 1980’li yıllarda ortaya konmuştur. Mace, çocuk yaşlarda felç geçirmiş ve bedensel engelli bir şekilde hayatının geri kalanına devam etmek durumunda kalmıştır. Bu şekilde öğrenim hayatını sürdüren Mace, North Carolina Üniversitesi’nde öğrenci olduğu yıllarda dersliğine arkadaşlarının yardımıyla merdivenler üzerinden taşınarak erişim sağlamış. Mimarlık bölümünü tamamlamasının akabinde Mace, erişilebilirlik fikri üzerine  evrensel tasarım merkezi kurarak Amerika Yasalarına erişilebilirliği dahil ettirmiştir. Bugün evrensel tasarım ilkeleri olarak bildiğimiz ilkelerin temelleri burada atılmıştır.

Evrensel tasarımın istenen düzende ilerleyebilmesi ve temel amacı gerçekleştirmesi için belirlenmiş bir dizi ilkesi bulunmaktadır. Bu temel prensipler farklı kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamayı ve maksimum konforu sağlamayı hedeflemektedir.

  • Eşit kullanım
  • Kullanımda esneklik
  • Basit ve sezgisel kullanım
  • Algılanabilir bilgi
  • Hata toleransı
  • Asgari fiziksel çaba
  • Yaklaşım ve kullanım için uygun mekan ve boyut

Toplumu oluşturan her birey için eşit kullanım sağlayan, kolay ve algılanabilir kullanım ile kullanıcıya esneklik getiren, hata yapma ihtimalini gözetip kullanıcıya alan açan, büyük fiziksel güç veya efor gerektirmeden alanı yaşama, tasarımı kullanma hakkı sunan her proje kapsayıcı bir tasarım olarak evrensel olma şansını elde etmiştir. Çünkü tasarım demek, tasarımcı demek bütüncül bir algı ile herkesi düşünen bakış açısı içerisinde, sürecin başından sonuna herkes için uygun olma çabasını da vermek demektir. Bu farkındalığın artmasında tasarımcıların üstlerine büyük sorumluluk düşmektedir.  Bu bilinçle, tasarladıkları her mekanda veya üründe temel ilkelerin ne derece sağlandığını kontrol etmeleri adeta mesleğin temel algoritmalarındandır.

Tasarım denkleminde tüm değişkenleri eşit kabul eden herkesin günü kutlu olsun.

27 Nisan Uluslararası Tasarım Günü kutlu olsun!

Kullanıcısının da hayal gücünün de sınırlanmadığı nice günlere.

Daha fazlası