Sinici Coffee için tasarladığımız bu mekân, markanın ilk fiziksel teması olması nedeniyle bizim için klasik bir kafe projesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Sinici, yalnızca kahve sunan bir marka değil; aynı zamanda kahve üreten, işleyen ve bu süreci sahiplenen bir yapı. Bu nedenle projeyi bir “kafe” olarak değil, markanın dünyasını ilk kez mekâna taşıyan bir “kahve laboratuvarı” olarak ele aldık ve tasarımı bu steril hissi verecek şekilde tamamladık.

AVM içinde konumlanan bu ilk şube, Sinici Coffee’nin üretim yaklaşımını, ürün bilgisini ve deneysel tarafını görünür kılmak üzere kurgulandı. Mekânın merkezinde yer alan servis ve üretim alanı, yalnızca bir tezgâh değil; kahvenin hazırlandığı, sergilendiği ve anlatıldığı bir çalışma alanı gibi çalışıyor. Kullanıcı, mekâna girdiği anda yalnızca sipariş veren bir müşteri değil, bu sürecin gözlemcisi hâline geliyor. Bizim için bu şeffaflık, markanın duruşunu mimari olarak ifade etmenin en doğrudan yolu.

Mekânsal organizasyonu oluştururken tüm alanı tek ve okunur bir sistem altında topladık. Dağınık bir yerleşim yerine, net sınırları olan merkezî bir kurgu tercih ettik. Bu yaklaşım, hem AVM içindeki yoğun akışta mekânın kolay algılanmasını sağlıyor hem de Sinici Coffee’nin ilk şubesi için güçlü bir ilk izlenim yaratıyor. Merkezde konumlanan çekirdek, etrafındaki oturma alanlarını doğal biçimde organize ediyor; sirkülasyon kendiliğinden tanımlanıyor.

Mimari dili oluştururken endüstriyel sadelik, fonksiyonel netlik ve deney alanı hissi temel referanslarımız oldu. Keskin ve gereksiz biçimsel jestlerden kaçınarak, formu işlevle birlikte tanımlayan bir dil benimsedik. Yüzeyler, detaylar ve geçişler; bir laboratuvar ortamındaki gibi kontrollü, temiz ve düzenli. Bu yaklaşım, kahvenin bir ürün olarak ciddiyetini ve Sinici’nin üretici kimliğini mekânsal olarak destekliyor.
Malzeme paleti doğrudan marka kimliğinden besleniyor. Metalik tonlar ve metal yüzeyler, mekâna teknik ve endüstriyel bir karakter kazandırırken; markanın kimliğinde yer alan siyah uzun masa ve oturma elemanları bu dili tamamlayan güçlü bir zemin oluşturuyor. Siyahın ağırlığı, metal yüzeylerin yansıtıcılığıyla dengeleniyor; mekân ne soğuk ne de fazla dekoratif bir noktaya kayıyor. Kontrollü ve bilinçli bir ifade ortaya çıkıyor. Bu koyu ve güçlü altyapıyı, belirli noktalarda yer verdiğimiz yeşil bitki bantları ile dengeledik. Bitkiler burada yalnızca dekoratif değil; oturma alanları ile dolaşım aksları arasında sınır tanımlayan, mekânsal katmanlar oluşturan aktif elemanlar olarak çalışıyor.

Oturma alanlarını tasarlarken kullanıcı davranışlarını göz önünde bulundurduk. Bar oturumları, ortak masalar ve kısa süreli kullanıma uygun düzenlemeler bir arada çalışıyor. Bu çeşitlilik, mekânın gün içinde farklı kullanımlara cevap verebilmesini sağlıyor. Tek başına kahvesini içen biri ile kahve üzerine sohbet eden küçük gruplar, aynı mekânda birbirini rahatsız etmeden var olabiliyor.
Bu proje, aynı zamanda Sinici Coffee için oluşturduğumuz ilk mekânsal kimlik çalışması. AVM içinde hayata geçen bu tasarım, ileride AVM dışı lokasyonlarda açılacak yeni şubeler için de referans niteliği taşıyor. Kullandığımız malzeme dili, mekânsal organizasyon ve laboratuvar hissi; ölçekten bağımsız olarak markanın farklı bağlamlara adapte olabilecek bir mimari altyapı sunmasını amaçlıyor.

Sonuç olarak bu mekân tasarımı, bir başlangıç noktası olarak kurgulandı. Kahvenin üretimden fincana uzanan yolculuğunu mimariyle görünür kılan, markanın bilgisini ve iddiasını mekânın merkezine yerleştiren bir tasarım dili oluşturduk. Bu yaklaşımın, Sinici Coffee’nin gelecekteki tüm fiziksel mekânlarına tutarlı ve güçlü bir temel oluşturacağına inanıyoruz.