BÜLTEN

Bu bülten ve araştırma yolculuğu, FABRIKACO’nun sürekli gelişen bir uzmanlık ve miras yaratma kararlılığını yansıtıyor.  

Ayrıca, her projenin bir hikaye barındırdığını hatırlatıyor.

PROJE | TASARIM İLE ÜRETİM ARASINDA: BİR MERDİVEN

Tasarım ile üretim arasındaki ayrım bu projede ortadan kalkarak karşılıklı kurucu bir ilişkiye dönüşür; üç boyutlu model hem tasarım hem üretim zemini olarak çalışırken, sahadaki uygulama bu modelin fiziksel doğrulamasına indirgenir. Yüzeylerdeki ritmik bölünme algı ile üretimi buluşturur, montaj süreci ise duvar, tavan ve korkuluğu tek bir sistemde birleştirir. Form, malzeme ve teknikle birlikte ele alınarak akışkan geçişler ve dengeli yüzeyler oluşturur. Katlar arası kot farkları ise sorun değil, sistematik olarak yönetilen bir veri haline getirilerek her parçanın önceden tanımlı ve kontrollü şekilde üretilmesini sağlar.

Okumaya devam et »

İNCELEME | BAHÇE TASARIMINDA AHŞAP KULLANIMI

Bahçe tasarımında ahşap, yalnızca bir yapı malzemesi değil; zamanla değişen, çevresiyle etkileşen ve mekânın atmosferini yeniden kurgulayan yaşayan bir bileşen olarak ele alınır; higroskopik yapısı nedeniyle nemle genleşip büzülen bu malzeme, doğru detay çözümleri ve emprenye ya da termal modifikasyon gibi tekniklerle desteklenmeli, estetikte ise oluşan gri patina ya kabul edilmeli ya da düzenli bakım ile korunmalıdır; Türkiye’de deck, pergola ve oturma elemanlarında öne çıkan ahşap, dünya genelinde doğayla bütünleşen tasarım dillerinin temelini oluştururur.

Okumaya devam et »

İNCELEME | TİYATRODA SES VE GÖRÜŞ MİMARİSİ

Tiyatro, yalnızca bir gösteri alanı değil; sesin ve görüşün birlikte tasarlandığı bir mimarlık disiplinidir. Antik çağlarda doğanın akustiği kullanılırken, bugün parametrik tasarım ve akustik mühendisliğiyle ses milimetrik olarak kontrol edilir; ancak iyi bir salon yalnızca duyulmayı değil, aynı zamanda görülmeyi de garanti eder. Oyuncunun sesi kadar mimikleri ve beden dili de en arka sıraya ulaşabilmelidir, bu nedenle akustik yüzeyler ile görüş geometrisi birlikte kurgulanır.

Okumaya devam et »

İNCELEME | WABI SABI

Wabi sabi, mimarlıkta tasarımı yalnızca estetik bir çıktı olarak değil; malzemenin zaman içindeki dönüşümü, yüzey karakteri ve kullanıcıyla kurduğu ilişki üzerinden ele alan bir yaklaşımdır. Bu anlayışta kusursuzluk yerine kontrollü kusur, homojen yüzeyler yerine doğal ve heterojen dokular tercih edilir. Ahşapta renk değişimi, metalde patina ya da yüzeyde oluşan izler kusur değil, tasarımın bir parçası olarak kabul edilir.

Okumaya devam et »

İNCELEME | ŞEHİRLE YENİDEN DENGE KURMAK

Kentler çoğu zaman kalabalık, trafik ve yükselen binalarla anılsa da aslında insanların birlikte yaşadığı canlı organizmalar gibidir. Günümüzde büyüyen şehirlerin sürdürülebilir olması, doğayla yeniden denge kurmayı, daha az enerji tüketen ve insan ölçeğini gözeten yaşam alanları oluşturmayı gerektirir. Bu dönüşüm yalnızca planlarla değil, kent yaşamına katılan bireylerin tercihleriyle de mümkün olur.

Okumaya devam et »

İNCELEME | DENİZALTI ÜSSÜ’NDEN, DÜNYANIN EN BÜYÜK DİJİTAL SANAT MERKEZİNE

Bordeaux’da İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma dev bir Nazi denizaltı üssünün dönüşümüyle doğan Les Bassins des Lumières, bugün dünyanın en büyük dijital sanat merkezi olarak hizmet veriyor. 2020’de açılan bu mekânda, metrelerce kalınlıktaki beton duvarlar ve devasa su havuzları; projeksiyonlar ve müzikle birleşerek ziyaretçiyi sanatın içine çeken dev bir aynaya dönüşüyor.

Okumaya devam et »

İNCELEME | EŞİTSİZLİĞİN KESİŞİM NOKTASI: “KADIN”

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, emeğin, direnişin ve eşitlik talebinin tarihsel hafızasını hatırlatan bir gündür. Ancak kadınların deneyimi tek boyutlu değildir. Angela Davis ve Claudia Jones’un vurguladığı gibi kadınlar çoğu zaman cinsiyetin yanı sıra ırk ve sınıf temelli eşitsizliklerle de karşılaşır. Harriet Tubman’ın özgürlük mücadelesi ve Rosa Parks’ın sivil itaatsizliği, bu çok katmanlı direnişin sembolik anlarıdır. Bu hikâyeler yalnızca siyahi kadınların değil, eşitlik mücadelesinin ortak hafızasının bir parçasıdır.

Okumaya devam et »

İNCELEME | MEKANIN CİNSİYETİ OLUR MU?

Mekânların cinsiyeti yoktur denir; ancak tarih boyunca mutfak, ev ve kamusal alan gibi yerler toplumsal cinsiyet rolleriyle şekillenmiştir. Kadınların çoğu zaman kendilerine ait bir çalışma alanı olmadan üretmek zorunda kalması, kamusal alanda daha sınırlı yer bulmaları ve ev içi emeğin kadınla özdeşleştirilmesi bu eşitsizliğin görünür örnekleridir. Bu nedenle mekânlar yalnızca fiziksel yerler değil, toplumsal ilişkiler ve güç dengeleriyle biçimlenen yaşayan alanlardır.

Okumaya devam et »

SÖYLEŞİ | BİR PANODAN DAHA FAZLASI

Sabah evlerimizden farklı kapılardan çıkıyoruz ama gün aynı yerde başlıyor. Farklı görevler ve hayatlar içinde çalışan kadınlar; bulundukları yere yalnızca emek değil, düzen, dikkat ve özen bırakıyor. Eksik olanı fark eden, ayrıntıyı yakalayan bu görünmez emek iş yaşamının ritmini kuruyor. 8 Mart’ta atölyemizde asılan bir pano da bunu hatırlattı: farklı hayatlar, ortak duygular. Çünkü istediğimiz şey büyük ayrıcalıklar değil; görülmek, duyulmak ve eşit olmak. Yaşasın kadınların emeği, yaşasın 8 Mart!

Okumaya devam et »

İNCELEME | ÜRETİMDE KADIN İZİ

Sanayi tarihi makineler üzerinden anlatılsa da kadın emeği bu sürecin kurucu parçasıdır; tekstil atölyelerinden metal ve ahşap üretimine uzanan bu hikâye, uzun süre “erkek işi” olarak kodlanan alanlarda kadınların görünürlük ve eşitlik mücadelesini içerir. Bugün kadın ustalar, mühendisler ve tasarımcılar üretimin her aşamasında yer alarak yalnızca var olmakla kalmıyor, üretim kültürünü de dönüştürüyor.

Okumaya devam et »

FABRIKACO haberleri ve ürünleri hakkında daha fazla bilgi almak için aşağıdaki formu doldurun.